Üniversite Yıllarına Ağıt

By | Cumartesi, Şubat 25, 2017 Yorum yap

Geçenlerde ekşi sözlük'te yazmıştım, son günlerde en çok düşünüp hüzünlendiğim dönem üniversite yıllarım oldu. Sorumsuzca gezmek, alkol, arkadaşlar, eğlence derken nasıl geçip gittiğini anlamadık bile. En çok özlediklerim de:

- Alkol sokmanın yasak olduğu devlet yurdunda kıyafet dolabımı boş bira şişeleriyle doldurmam ve bu şişelerden birinin yukarıdan düşerek teftişe gelen müdürün kafasını yarması

- Yurtta beşinci kat olarak şarap geceleri düzenlememiz, zemin kata imzaya inerken yürüyemediğimizden merdivenlerden kıç üstü inmemiz, bu esnada arkadaşın kuyruk sokumunu çatlatması

- Paramızın hemen hepsini sigara ve içkiye yatırdığımızdan ayın yarısını tantuni, kalan yarısını makarna yiyerek geçirmemiz. tatilde eve dönünce kıtlıktan çıkmış gibi anne yemeklerine saldırmak, çatlayana kadar yemek

- Okulun bahçesindeki çimlerde uyuyakalmak

- Barda tüm paramızı bitirdikten sonra çıkışta arkadaşın midye tezgahını görüp "Sahibi yooooooook" diye bağırarak midyelere dalması, tezgah sahibinin gürültüye gelmesi ve arkadaşın ensesine tabureyi indirmesi, ardından bardan çıkan başka bir arkadaşın midyelerin parasını ödemesi ve Doktorlar caddesinden Bağlar'a kadar koşarak gitmemiz

- Hippie ev arkadaşı yüzünden evin yol geçen hanına dönmesi, sabah odamdan çıkıp salona girdiğimde yerde yatan ve çiçekli don giyen adamları tanımıyor olmam
- Tatilden planlanandan erken dönünce ev arkadaşımı benim odamda, benim yatağımda biriyle sevişirken bulmam, bahane olarak kendi odasının pis olduğunu söylemesi ve beni sallamadan sevişmeye devam etmeleri

- Bulduğu her fırsatta kova yapmaya çalışan esrarkeş arkadaştan kola ve su şişelerini köşe bucak saklamamız, o gece yine bir yolunu bulup esrar içmesi ve bisiklete binip Kütahya'ya gitmeye kalkınca yolda köpekler tarafından paralanması

- En yakın arkadaşın bir gece arayıp "Lustral yetiş, ölüyorum, hastaneye götür beni" demesi, apar topar ona gitmem, şikayetinin "küçük dil şişmesi" olması asdfg küçük dilim şişti, gittikçe büyüyor, boğularak öleceğim diye delirmesi, Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne götürmem, doktorun bizi sallamaması ve arkadaşa bakıp "Rakı iç geçer" demesi

- Rock the Nations 2004'teki Amon Amarth konserine giden sevgilimin Eskişehir'den geçip beni almayı unutması ve direkt Ankara'ya gitmesi, otobüste yer bulamamam ve konseri kaçırmam

- Yan dairede yaşayan yaşlı çiftin sürekli kavga etmesi, hacı dedenin kızıp bize kaçması ve bir hacı dede, bir kırmızı saçlı, bir mavi saçlı, bir de gotik tipin aynı masada oturup kahvaltı etmesi, hacı dedenin bize Türk sanat müziği söylemesi

- Her sınav dönemi sabah altıda kalkıp çalışırım diye uyumak, sınava ucu ucuna yetişmek ve "Neyse yhaa, finalden yüz alırım" diye avunmak, alamamak.

- Meraktan bir sürü Tantum içmemiz ve halüsinasyon görmemiz (detayları sonraki yazıda )

- Sabaha karşı gittiğimiz çorbacının da sarhoş olması, hepimizin Adanalı olduğunu iddia etmesi ve bizden para almaması, halbuki birimizin Trakyalı, birimizin İzmirli, birimizin İstanbullu olması

- Ailelerinin yolladığı kira parasını harcayan arkadaşların alt katta oturan ev sahibine yakalanmamak için arka balkona tırmanıp eve girmeye çalışması, bu esnada birinin yere düşüp telef olması, ötekinin komşularca hırsız diye ihbar edilmesi ve gecenin sonunda ikisini Eskişehir Çarşı Polis Karakolu'ndan toplamam

Yaşarken o kadar eğlenceli gelmiyordu ama şimdi bakınca komikmiş çoğu. Artık bu arkadaşlarla görüşmüyoruz, hepimiz ayrı şehirlerdeyiz. Biri evlendi ve beni düğününe çağırmadı, aşırı kırıldım. Sonra arayıp "Sen düğünlerden nefret edersin diye çağırmadım" dedi göt. Babam öldüğünde karısıyla aradılar, çok garip geldi. On beş senelik arkadaşımla aramızda bir yabancı var gibi. Hüzünlendim bak, gidip ağlayayım madem.
Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa

0 kişi yorum yaptı, acaba ne dedi?: