Bitmeyen Çile: Procrastination

By | Pazar, Şubat 26, 2017 Yorum yap

Öncelikle belirtmeliyim ki bu kelimenin Türkçe karşılığı yok. Belki erteleme hastalığı diyebiliriz ama o da yeterli bir tanım değil. Yani havalı dursun diye İngilizce yazmadım, başka seçeneğim yok.

Procrastination nedir?

Yapman gerekenleri bir türlü zamanında yapamaman, gidilecek yolu mükemmel hale getirmeye çalışırken ortada varılacak bir sonuç kalmaması demek.

Örneğin yazmam gereken önemli bir yazı varsa ve bu yazının ertesi gün bitmiş olması gerekiyorsa bende durum şöyle oluyor:
  • Yazacağın yazı mükemmel olmalı, okuyan çıldırmalı, her detayı düşünmelisin (Sen kimsin ya, Kafka mısın nesin, bok)
  • Yazıyı hangi fontla yazacağına karar vermek için denemeler yap, yirmi font sonunda sıkılıp pes et ve kahve yapmaya git çünkü yazıyı yazarken kahve lazım (Kahvesiz olmazmış, bak bak! Senin verandasında zencefilli kurabiye ikram eden Mary halan da vardır kesin, artist)
  • Kahveyi yaparken French press filtresine kafayı tak, söküp temizlemeye başla, bir saatin bununla gitsin (Sanki çok anlıyor filtreden, al bozdun işte)
  • Sonunda kahveyi yapıp bilgisayar başına geç ama bu defa da masanın tozunu almamış olduğunu hatırla, hemen bütün kitapları indirip temizliğe başla (Palavra, annen temizledi)
  • Masa temizlendikten sonra Spotify çalma listelerini karıştır, en doğru müziği seçmeye çalış, yoksa konsantre olamazsın (Aventura açıp kıçını salla)
  • Tamam, artık yazmaya hazırsın. Ama o da ne? Ojen soyulmuş. Yazı yazmak için ellerinin mükemmel olması lazım. Aseton, oje, tırnak makası, et makası… (Sanki kenar mahalle kuaförü haspam)
  • Saat epey geç oldu, acaba birkaç saat uyuyup sonra mı yazsan? (Kesin uyanırsın)
  • Immmhhhh çok uykun var, bence sabah uyanınca yazarsın (Kesin yazarsın)
  • Eyvah! Sıçtım! (Evet)
Yapmam gerekenleri bir hışımla yapınca da saçma sapan işler yapıyorum. Mesela senelerdir kulaklarımı deldireceğim çünkü çocukken açılan delikler birkaç yıldır küpe takamadığım için kapandı. Ben ne yaptım? Senelerce erteledim, sonra bir gün eczanenin birine dalıp kulaklarıma beş tane delik açtırdım! Zaten küpe takamama sebebim alerjim olmasıydı. Haliyle beş delik de şişti, kızardı. Mumya gibi tavana bakarak yatabiliyorum ve kulaklarım zonkluyor. 😦
Doktor düzenli spor yapman lazım dedikçe erteledim, sonra bir gün spora başladım ve önce üç saat yürüyüp sonra bir saat pilates yaparak at boku gibi yere yapıştım. Ölüyorum yetişin diye feryat figan bağırdım.
Eski ev arkadaşıma pozitif düşüneceğime dair söz verdim, bu sayede yapmam gerekenleri de ertelemeyecektim. Sevdiğim şeylere tutkuyla sarılıp sevmediklerime kayıtsız kalacaktım. Ama yine dengeyi kuramadım işte… Geçen hafta annemle pazara gittik, ben kutsal otum kuzukulağını gördüm bir tezgahta. Nasıl bir ifadeyle böğürdüysem “Kuzukulağıııaaaaağğ” diye, adam resmen hepsini poşete doldurup “Bir lira ver siktir git” der gibi attı önüme. Piç, alt tarafı tutkularıma sahip çıkıyordum!
Bu sorun yüzünden hayatım boyunca verimli ders çalışamadım. Yüz sayfadan sorumlu olduğum hiçbir sınavda yirmi sayfadan fazlasını okuyamadım. Tembel değilim, her detaya takarım ve bir iş hallolacaksa hemen yapılmasını isterim. Ama ya-pa-mı-yo-rum! Zaten uzmanlar da procrastination tembellik değildir diyorlar. Gerçi onlar procrastinatorler zeki, mükemmeliyetçi ve çalışkan insanlardır da diyorlar ve bunu derken muhtemelen benim gibi IQ seviyesi -5 olan birini hesaba katmamışlardır.
Kurtulmak için neler denedim?
  • Chrome’a Stayfocusd diye bir eklenti kurdum. Seçili zaman aralığında hiçbir siteye girmene izin vermiyor ve mecburen işine odaklanıyorsun. Nah! Bir iki deneme sonrasında sinirlenip programı kaldırdım.
  • Pomodoro tekniğini denedim. Bir minik zamanlayıcı aldım, yirmi beş dakika çalışıp beş dakika mola vererek işime odaklanmayı denedim. Sonunda “Eee sikerler” diye zamanlayıcının üstünde tepindim, sonra da pişman olup ağladım.
  • Getting Things Done yöntemini de denedim. Sözde yapacaklarımı liste haline getirip ufak parçalara ayırmam gerekiyordu. Ayrıca bir işi yapmak için iki dakikadan az zaman yeterliyse hemen yapmalıydın. Tabii ki yapmadım, erteledim, listeyi de nefret ettiğim ve intikam alınacak insanlar listesine çevirdim. Sonra hepsinin üstüne kuru kafa çizdim, nasıl öldüklerini hayal ettim. Sonra da çok kötü biriyim diye ağladım.
Özetle, ben bu sorundan henüz kurtulamadım, bu yazıyı yazmam bile iki ayımı aldı.

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa

0 kişi yorum yaptı, acaba ne dedi?: