Bir dizi saçmalık

By | Perşembe, Nisan 16, 2015 2 comments
Güneşi selamlayalım, çünkü biz deliyiz...

Hiç anlamadığım mevzulardan biri de kendini sevme ile ilgili olumlamalar. Bir insan kendini sevmiyorsa, hiçbir insan ya da olay bunu değiştiremez. Hele ki turuncu entarili Budist rahipler gibi bilinç altına oynamak bana çok anlamsız geliyor. Geçenlerde mailimde bu konuyla ilgili garip bir mesaj buldum. Biri bloğumu okumuş ve kendimi sevmediğime karar vermiş, bu nedenle de bana bir dizi olumlama cümlesi göndermiş. Bunları inanarak söylersem gerçek olurmuş. İyi niyetine teşekkür ederim de, koca evrenin işi gücü yok, "Hmm lustralseyahat ne dilemiş bakalım" diyecekmiş gibi düşünmesi, nasıl desem, SAÇMALIK! Böyle durumlarda her zaman şu siteye girerim, alabildiğine zoom out yaparak evrende bok kadar bile alan kaplamadığımı görüp "Oh be!" derim.

Düşünce gücü, kuantum düşünce (koca kuantum fiziğini al, kuantum düşünce diye madara et) gibi gariplikleri savunanlarla her zaman tartışmışımdır. Ama benim de kötü günlerim oldu, bu konularda bir an "Lan acaba" dediğim oldu... Seneler önce Eskişehir'de bir kadın yine böyle garip düşünce gücü işleriyle uğraşarak çevresindekilere yardım ettiğini iddia ediyordu. İddia diyorum çünkü gerçekte sadece bir dizi hmmm ve ommm sesinden ibaretti. Bir gün sabahın 6'sında deli sikmişcesine bir heyecanla ofisine gittim. Bana ne yapacağını umuyordum acaba? Uçarak mı çıkacaktım ofisten, yoksa bir anda çok zeki ve başarılı mı olacaktım? O dönem nasıl bunalmışsam artık, dedim tamam ulan, ben de varım!

Sabah 6'da ofisine gittim. Ofis dediğim yer de işi gereği bir binanın bodrum katı. Korku filmlerinde zombilerin, hayaletlerin çıkıp insanların götünü yediği yerlerden. Havalandırmanın sesi geliyor, uzun ve karanlık bir koridor, sabahın 6'sı olduğundan normal insanlar henüz evlerinde. Orada biri seni kesse cesedini en erken 8 gibi bulurlar, öyle saçma bir ortam. Mevsimlerden yaz ama kadın klimayı öyle bir açmış ki, ben rahatlamak yerine kendimi soğuk hava deposunda asılı bir inek gibi hissettim. Evet ölü bir inek. Ortam soğuk, saat sabahın körü ve karşımdaki kadın bana kendimi sevmeyi öğretecek. "Du bakalım ne olacak" diye merakla beklemeye başladım.

Bordo renkli mi siyah mı olduğunu net hatırlayamadığım deri bir koltuk vardı. "Uzan" dedi bana, eh madem geldik uzanalım diye yattım. Elleriyle havada hareketler yapmaya başladı, arada parmaklarını şıklatıyor falan... Enerji içinmiş onlar. Yani ortamda bir cinci hocamız eksik. Sonra bazı cümleler söylemeye başladı, "Gözlerini kapatıp sadece dinle, söylediklerimi hisset" dedi.

- Ben Tanrı'nın bir parçasıyım

Haydaa!

- Ben çok güzelim.

Bok.

- Ben çok zekiyim.

Yok artık.

- Kendimi affediyorum.

Yine ne yaptım acaba?


Kadın bu cümleleri sıralarken, ben içimden her birine muhalif olarak yaklaşık otuz dakika geçirdim. Bu arada girişte soğuk dediğim için elektrikli ısıtıcıyı açıp dibime yerleştirmişti, seans sırasında üşüyebilirmişim. Böyle söyleyince sanki seansta havalı şeyler oluyor da ondan üşüyorsun gibi anlaşılıyor, alakası yok. Buzhane gibi bir ortamda bir saate yakın kıpırdamadan yatarsan üşürsün. Neyse, elektrikli ısıtıcı tatlı tatlı yüzümü yakmaya başladı; son on, on beş dakika kendimi ortama kaptırdım. Bir yandan kadının sözleri uğulduyor kulağımda, zaten uykum da var, ay ne güzel masal gibi konuşuyor, acaba kahvaltıda ne yesem, acaba sevgilimden mi ayrılsam derken ben ciddi ciddi uçtum. O kadar abartmışım ki, yüzüme vuran sıcak yüzünden gözümdeki lens kurudu, kaşınmaya başladı, "Galiba beynim eriyor" diye düşünüp gözümü bile kırpmadım. Eriyecekse erisindi koduğumun beyni, zaten bir işime yaramıyordu. Uçuyordum, çok mutluydum, yaleppim ben ne şahane bir insandım...

Bir süre sonra durdu, kalkabilirsin dedi. Ama ben nasıl mayışmışım, nasıl tatlı bir rahatlık var, ofisi arayıp "Gelmiyorum lan ben işe, gidip kendimi hissedeceğim" diyesim var. Ölümüne isyan, alayına trip! Bir süre konuştuk, kendini nasıl hissediyorsun diye sorduğunda "Fazla kızarmış tavuk gibi" diyesim gelmişti. Çıktıktan sonra o atmosferin etkisiyle birkaç saat "Heyt be! Kendimi seviyorum ulan!" diye dolaştım. Öğleden sonra banka arayıp "ya kredi kartı borcunu öde ya haciz" dediğinde gerçek hayata döndüm tabii. Sikerlerdi olumlu düşünceyi de gücünü de.

Bu olaydan sonra hiçbir şekilde bu tür işlere bulaşmadım, meraktan bile olsa denemedim. Zaten şu dünyada en saçma bulduğum şeyler reiki, pozitif düşünce gücü, Reha Muhtar ve leopar desenli tayt.

Gideyim de biraz "Her şey mükemmel olacak, ayda 20 bin tl kazanacağım, bokumda boncuk bulacağım" olumlaması yapayım. (Yalnız ruhum fakir sanırım, 20 bin ne ya? İnsan başlamışken en az 100 bin der.)

Bir ara da cinlerle olan tecrübemi yazayım, eski ev arkadaşımı korkutup ayağını çatlatmasına sebep olmuştum. Çünkü çok iyi kalpli ve tontiş bir insanım.

Bitti.








Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa

2 yorum:

  1. SÜPERRRRRR:) ÇOK GÜLDÜM:)ALLAH RAZI OLSUN:)

    YanıtlaSil
  2. Ehe birkaç ay sonra gördüm ben bunu, kusura bakma.

    YanıtlaSil