Karabasanla imtihanım

By | Pazartesi, Mart 30, 2015 Yorum yap
Kabusların efendisi Freddy Krueger


20 Şubat 2015, şu dünyada tanıdığım insanların hemen hepsinden fazla sevdiğim canlı, dünyanın en mülayim, en insan canlısı kedisi, oğlum Yamak öldü. Hem de çok boktan bir sebeple, çok acı çekerek. İroniye bakın ki, 2009'da annesi onu ve kardeşlerini bir terzi dükkanına doğurmuştu. Adı bu yüzden Terzi Yamağı'ydı, ölümü de yediği ip yüzünden oldu. Bu konu hakkında uzun uzun yazamayacağım, çünkü bu konuyu düşünmeyeyim diye bir sürü ilaç içiyorum. İlaç içince de beynim sütlü Nuriye tatlısı gibi oluyor. 


Oğlum Yamak

Yamak öldükten sonra bana bir haller oldu. Hani karabasan derler ya; uyanırsın, hareket edemezsin, işte onu yaşadım hayatımda ilk defa, hem de sayısız kez. İlki Yamak öldükten bir gece sonra oldu. Zaten uykuya ihtiyaç duymayan biriyim bazı dönemler, 300 Mg Seroquel + Dideral içiyorum, buna rağmen esnemiyorum bile. Normal bir insan 25 Mg Seroquel içince iki gün uyuklar. Neyse, o gece zar zor uyuduktan birkaç saat sonra uyandım. Tavanı görüyorum, uyanığım, ama hareket edemiyorum. Gözlerim açık, rüzgarın sesini duyuyorum, ama felç olmuşum. Zaten karabasanın diğer adı da uyku felci, patates gibi kalıyorsun yatakta. 

İlk anda deliriyorum zannettim. Zaten evrimsel süreçte bana eser miktarda beyin düşmüş, onu da yatakta korkudan altıma işeyerek, hatta belki sıçarak kaybedeceğimi düşündüm. Sabah annem odama gelecek, boklarımın içinde beni sümüklerimi yerken bulacak... Sonra arkadaşlarım Facebook'ta "Çok güzel öldü, bok içinde yatsın" yazacaklar, yaşarken zaten yeterince salaklık yapmamışım gibi ölünce de rezil olacağım... 

Bir süre bekledim, bana saatler gibi gelen ama aslında saniyeler süren sürenin sonunda sağ elimin serçe parmağını hareket ettirebildim. Bu arada sürekli bağırmaya çalışıyorum ama sesim çıkmıyor. Bir ara annem ya da babam tuvalete kalktı, odamın kapısına vuran ışığı görüp avaz avaz bağırmaya çalıştım ama olmadı. Bir süre sonra normale döndüm, ama o gece yeniden uyuyamadım. Onun yerine kalkıp korku romanı okudum çünkü mantıklı olmak bunu gerektirir. 

Bundan iki gece sonra birinin adımı söylediğini duyarak uyandım, yerimden kalkmaya çalıştım, yine aynı terane. Bu defa kafam yana dönük kalmış, dolabımı görüyorum. Filmlerde, sağda solda anlatılana göre karabasan denen şey siyahlar içinde, korkunç bir canavar ya, ben de onu görmeyi bekledim. Belki dolabımdan çıkacak, belki bir anda tepemde bitecek... Ama yine gelmedi. 

Her gece olmaya başlayınca artık alıştım. Ama ben birçok insanın anlattığı gibi göğsüme oturan, beni boğmaya çalışan birini görmüyorum. Bunun yerine bazı geceler "Hah işte sonunda uzaylılar geldi, beni o ışıklarıyla gemiye alıyorlar şu an, ondan kıpırdayamıyorum, kıtır kıtır kesecekler beni" diye panik yapıyorum, bazen de "Bunun adı uyku felci, birazdan normale dönecek" diye kendimi teselli ediyorum. 

Ama tam alıştım diyordum ki, bir gece en korkutucu haliyle geldi. Yatağın sallanmasıyla uyandım, 17 Ağustos depremini yeniden yaşadım. Uğultu gibi bir ses geliyor, yatak sallanıyor, bina çatırdıyor, etraftan insanların çığlıkları geliyor... Hemen kalkıp annemle babamı uyandırmak istedim, kıpırdayamadım. Ama bu defa yaşadığımın karabasan olduğunu da anlayamadım. Düşünmeye çalıştım, "Ulan burada fay hattı yok ki, nasıl bu kadar şiddetli sallanıyoruz" dedim. İnanmazsın ama o korkuyla aklıma yanardağlar bile geldi. Ama bir türlü neden o kadar sallandığımı anlayamadım. Sonra banyonun ışığı yandı, biri tuvalete girdi. Demek ki deprem yok, depremde kimse işemeye çalışmaz diye sakinleştim. Sonra felç bitti, hareket edebilmeye başladım. Yaşadığım o kadar gerçekçiydi ki cama koştum, sokakta insanlar görmeyi bekliyordum. Hatta binalar yıkılmış olmalıydı. Ama aylardan marttı ve sokakta kediler çılgın gibi sevişiyorlardı. 

Uyuduğumda gördüğüm kabuslar mı yoksa uyandığımda yaşadığım uyku felci mi daha korkunç bilmiyorum ama bir gün uzaylılar beni alıp götürecekler, kesip biçecekler, sonra da "Bunun bütün organları dandik, işe yaramaz" diye galaktik çöplüğe atacaklar. 

Evet.









Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa

0 kişi yorum yaptı, acaba ne dedi?: