Bipolar işler

By | Pazartesi, Mart 30, 2015 Yorum yap
Kafamın içi bazen böyle...
Bugün 30 Mart Dünya Bipolar Günü. Ben yaklaşık 15 yıldır bununla yaşıyorum, artık benimsedim sayılır da, ilk defa bugün bir sürü mail geldi, ciddi ciddi bipolar oluşumu kutladılar. Demek ki insanlar bu derece çıldırmış. Eskiden böyle popüler değildi, deli falan diyorlardı, bu yüzden herkesten saklıyordum. Son dönemde ne olduysa herkes sahiplenmeye başladı bipoları. Sosyete hastalığı oldu, herkes kendine bipolar teşhisi koyup "Çok çılgınım, aşırı entelim, entellikten ölebilirim, oh bebeğim bipolarım" diye dolaşmaya başladı. Size kötü bir haberim var: Bir bok değilsiniz. Sadece kafa iki arada gidip geliyor, o kadar. Kafa durmuyor ya hani, aynı anda milyon tane şey düşünüyorsun ya, öyle zamanlarda tavana bakıp Tapınak Şovalyeleri'ni ya da ne bileyim Rusların sıcak denizlere inme isteğini falan düşün, dikkatini tek bir noktaya ver. Bazen işe yarıyor.

Ama benden söylemesi, sırf bipolarsın diye dahi bir bilim adamı ya da çok sevilen bir sanatçı olmayacaksın. Seroquel ve Lityum verecekler, evde fasulye temizleyip soğan soymaya devam edeceksin. Galadan galaya koşup kadeh kaldırmayacaksın. Bu konuyla ilgili zamanında ekşi sözlük'te yazdığım yazıyı da aynen koyuyorum buraya, bipolar olduğu için kendini çok yaratıcı ya da zeki zanneden varsa alsın. Sonunuz ahan da böyle olacak. Neden? Çünkü denge şart. Dengede kalmaya çalışın, benim gibi olmayın. Hepinize bipolarsız bir dünya dilerim. Ya da belki dilemem?

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İlkokulda astronot olacaktım. Sonra annem "Evladım uzaya gitme hastalanırsın, hem o kıyafetlerle terlersin" dedi diye vazgeçtim. Aslında vazgeçme sebebim babamın "Git uzaylı muzaylı bir bölüm oku da aç kal" demesiydi. Açlık zor. Demek küçük yaşta kavramışım. İlkokul 3'te hikaye yazmaya başladım. Çevremdekiler benim geri zekalı olacağımı düşünseler de ben dünyaca ünlü bir yazar olacağıma emindim. Öğretmenler de gazı verdikçe kendimi Nobel almış Orhan Pamuk gibi havalara sokardım. Düşün daha Orhan Pamuk Nobel almamıştı o zamanlar. O derece...

Sonradan fark ettim ama, şimdinin yeraltı edebiyatı denen şeyini ben ilkokulda icra etmişim hep. Öğretmen bir hikayeye başlardı, yarısında bırakırdı. Sen tamamlayacaksın. Hiç unutmam birinde nasıl abartmışsam babamı çağırıp sormuş adam.

- Bu çocuk evde ne okuyor?
- Valla korku romanı falan. Yasakladık ama buluyor bir yerden.

Bildiğin bağımlının "Abi hap var mı" demesi gibi kırtasiyelere girip "Hiişşt, kırtasiyeci abi, korku romanı var mı" diyordum. Nasıl hayalperestim, nasıl... Bir süre sonra korku yazmanın bana göre olmadığını fark ettim. Malzeme az. Cami hocasıyla tesbihle korku romanı çıkmaz. Cinler de prensip olarak hoşlanmadığım varlıklar. Bir kere adamların para birimi soğan.

Bilim kurguya yöneldim. Lakin memleketimin en büyük icadı Demirdöküm şofben olunca, benim süper teknolojik dönemlerde geçen hikayelerim arkadaşlarım arasında alay konusu, öğretmenlerim arasında ibret vesikası oldu. "Bakın düzgün kitaplar okuyun, lustralseyahat gibi olmayın" diyen öğretmenim oldu benim. Okul hayatımda adımın uzaylıya çıkması bu döneme denk gelir. Zaten sonra adımı kullanan olmadı pek.

Lisede artık gerçek hayata adapte olmaya başladım ama içimden hala "Çok ünlü bir yazar olacağım ben, hissediyorum" diyordum. Sanki insanlar benim sikindirik hikayelerimi okumak için birbirini eziyor. Kafamda imza günü düzenleyip orada bile millete artistlik yapıyorum. Zaten topu topu bir arkadaşım vardı hikayelerimi okuyan, ona bile "Bitmeden olmaz, okutmam" diyordum. Bir gün o da "Eee okutmazsan okutma be, zaten hatır için okuyordum" dedi. Sonra sanatımı kendim için icra etmeye başladım.

Üniversitede kara mizahı daha çok sevdim. Ama hiçbir haltı beceremediğim gibi bunu da beceremedim. Bir süre sonra "Lan acaba" dedim. "Acaba benden yazar falan olmaz da ben mi yanlış anladım?" Bu sırada gökten ilahi bir ışık inmesini, tok bir sesin "Sonunda kafan bastı çükübük seni" demesini bekledim. Bu işaret gelmeyince bir an yine heveslenir gibi oldum ama sonra serçe parmağımı kapıya çarptım. Bu yeterince açık bir işaretti. Zaten sonra sözlük dışında yazmayı da bıraktım.












Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa

0 kişi yorum yaptı, acaba ne dedi?: