Eskişehir'den gidiyorum, yok artık daha neler!

By | Perşembe, Eylül 06, 2012 10 comments

Taşınıyorum.
Evimde son saatlerim.
Şu an ağlamak istiyorum. Hatta ağlıyorum sanırım.
Yılmaz Özdil gibi şiirsel yazasım var, her cümle bitiminde enter tuşuna basacağım.
Bugün kafam bozuk, sesini çıkaranın gırtlağını sıkarım.
Aslında yorgunluktan gırtlak sıkacak halim de yok, tamamen “sıkıyorum” şu an.
Eşyalarım kutularda. Kutular bir kamyonda. Şu an İstanbul’a varmak üzereler.
Tanımadığım birinin çatı katında duracaklar. Ben bir iş bulup ev tutana kadar…
Evde fıstık yeşili minderim, siyah minderlerim, mor peluşum, kırmızı halım, kitaplığım, yatağım, çamaşır makinem… Kısacası her şeyim kalacak. Evi de temizledim iyice, çamaşır suyuyla.
Benden sonra taşınan “Ne pis karıymış” desin istemem. Pis değilim.
Belki işine yarar diye kırmızı taburelerimi bile bıraktım. Camları da sildim. Rengarenk perdeler de bıraktım. Yarım şişe de rakı… Rakı seven biridir umarım. Ben ısmarlıyorum.
Bir öğrenciye verecekmiş ev sahibim evi. Eşyalar da benden olsun dedim. Evim olursa yenilerini alacağım.
Eski sevgilimin yaptığı posterler duvarda, saat 21.45 itibarıyla hala sökemedim. Almalı mıyım almamalı mıyım bilmiyorum.
Big Lebowski sevmeyen biri taşınırsa ve posteri yırtarsa ona küfür ederim. Sinsice bela okurum.
Bu evde yalnız yaşadım ben. Arada gelen birkaç kişiyi saymazsak… Hani “şu köşede şunu yaptık bu köşede bunu” diye anılarım yok. Ama ben biraz geri kafalıyım. Evcimenim de galiba. Evimden ayrılmaktan nefret ediyorum.
Eşyaları kolilerken bile “Acaba bu kolileri yeni evimde açacağım anı yaşayacak mıyım” diye kurdum kafamda. Açmam lazım, yoksa kitaplarım küflenir. Kıyafetlerim kokuşur. Hemen bir iş bir de ev bulmam lazım.
Evimin duvarlarını öpüp duşakabine sarılmak, balkon kapısına kaş göz çizip yanağına ruj izi bırakmak istiyorum. Yerini belirleyen köpekler gibi sağa sola işemek bile mantıklı geliyor. Bu evde benden sonra başkasının yaşaması fikri rahatsız ediyor. Ama rahat yaşasın diye de eşyalarımı bırakıyorum!
10 sene önce ağlayarak geldim Eskişehir’e. 10 senedir gideceğim dedim, hatta bir dönem mutluluktan havalara uçarak gittim. Sonra yine geri geldim. Bu kez dönmemek üzere gidiyorum ve bunu düşündükçe nefesim kesiliyor.
Tanıdığım herkes burada, 10 senem burada, başka yerde nasıl yaşanır bilmiyorum ki.
Ben şu kalan şarabı içeyim. Sonra da Satürn’e yerleşip derebeyi falan olayım. Pöf.

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa

10 yorum:

  1. Ooo dolapta yarım şişe rakı olan bir eve taşınmak isterdim valla :)) Her şeyin hayırlısı denebilir ancak. Ben de çok evcimenimdir. Belki seni İstanbul'da daha güzel bir iş bekliyordur yani inşallah öyledir :)) Kendine yeni bir hayat kur orada. Şey gibi düşün "Ben İstanbul'a gidiyorum, yepyeni güzel bir hayatım olacak! Bekle beni İstanbul!"

    YanıtlaSil
  2. Belirli koselere isemek en iyisi bence...

    YanıtlaSil
  3. Şu Satürne gideydin de bizi de bu hayattan kurtaraydın.

    YanıtlaSil
  4. Ayrılalı bir hafta oldu ama hala alışamadım. Sıkılıyorum. Mutsuzum. Stop.

    YanıtlaSil
  5. Marlaa :( Seni Zor buldum aylar sonra.
    Eskiden iyidin yahu ^^

    YanıtlaSil
  6. Hahahaha sen bir süredir yoktun evet. Twitter'da paylaşıyorum bloğu ya her yerde kullanıcı adım aynı zaten.

    YanıtlaSil
  7. :) Bende düşünüyorum Twitter açmayı. Senin için ama ^^
    Görüşmek üzere zamanım oldukça yazacağım :P Takiptesin.

    YanıtlaSil
  8. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  9. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  10. Eyvah. Kesin başıma bir iş gelecek =)

    YanıtlaSil