Küçük ve yeşildi

By | Salı, Ekim 04, 2011 Yorum yap



Bugün iş ile ilgili sıkıcı bir görüşme yapmak için apar topar bir yere çağırdılar. Homurdana homurdana taksiye bindim, kulaklıkları taktım ve adresi söyledim. Şıpıdı şıpıdı yağmuru izlerken müzik dinledim. Karma karışık bir liste olmuş; önce Judas çaldı, sonra Dokken, sonra Rush. Eskileri hatırlattı hep... Dokken nereden çıktı onu anlamadım pek ya, neyse...

İçeriye girdim, Heidi oturuyor. Merhabalar, tokalaşmalar…Neyse. Oturdum, adamla konuşmaya başladık. Yanında da bir kadın var. Sonra arabada Heidi'ye bunlar karı koca mıydı dedim, sanırım öyleler dedi. Ben o kadının yerinde olsam boşardım adamı o ayrı. Bir umursamaz, bir rahat. Kadının yüzüne bakmıyor konuşurken. Ne diyordum? Hah. Konuşuyoruz. Arada bir iğrenç sesli papağan kesiyor konuşmayı. Hayvan delirmiş kafeste. Kanatlarını çırpıyor, ortalık sağanak tüy yağmuru. Bir ara kadınla konuşurken gözüm arkasındaki kalorifer peteğine takıldı. Üzerinde yeşil bir şey, öylece duruyor. Oyuncak sandım. Kadın anladı sanırım bunu:
- İşte bizim de her yerimiz hayvan. Köpek, balık, papağan, iguana...
- Aa gerçek mi o? (Bazen çok salak oluyorum değil mi?)
- Evet gerçek. Ama başka bir olayı yok, öyle sabit durur.
O an iş görüşmesi bitti benim için. Hiç iguanaya dokunmamıştım, acilen dokunmam lazımdı. Fırladım yerimden. Önce dibine kadar gittim, hayvanla resmen burun buruna geldik.
- Isırır mı bu?
- Yok ısırmaz.
- Kuyruklarıyla vuruyormuş galiba bunlar sinirlenince.
- Ehe bizimki küçük daha, tepki vermiyor pek.
- Sevsem kızar mı?
- Bayılır sevilmeye.
- Kim bayılmaz ki. Seveyim o zaman ben bunu.

Kedi anası olduğumdan pati diyorum ama pati midir bacak mıdır neyse, onu tuttum böyle havaya kaldırdım. Tembel hayvan gözünü açtı, bana baktı, anında gözünü kapayıp uyumaya devam etti. Ulan hiç mi merak etmedin kim bu kadın, niye beni kurcalıyor, üstüme basıp pestilimi çıkarır mı diye... Doğal ortamından alınan hayvan mal oluyor kim ne derse desin. Refleks sıfır. Hayvan yapışmış demirin üstüne, kafasını da su kabına sokmuş, yaz günü hararet basmış şarapçı gibi yatıyor. Kafasını tuttum çıkardım su kabından, iki dakika durmadı geri soktu. Karnına dokundum, gözünü açtı baktı biraz. Korktum tabi. Dilini çıkarsa altıma sıçarım. Korkutucu bunların dilleri. Sadece kuyruğuna dokunamadım. Yılan fobim var, kuyruk da yılan gibi. Sonra bir baktım bu yeşil şey benim omzumda! Biraz seviştik, demire yapıştı yine.

Bu arada bu şey sadece marul yiyor. Şimdi ben bunu alıp ofise götürsem bizim temizlikçi abla der ki "Aaa hep marul olur muymuş? Vitamin alsın al iki köfte ver hayvana." Eminim ki evrim sürecinin ilk etobur iguanasını yaratır bizim arka balkonda. Yok, bizim ofis iguanalar için güvenli değil. Zaten bugün bana "İçki, eğlence, hep yallah yallah olmaz; azıcık da Allah Allah de namaza başla" dedi. İguana'ya neler yapar düşünsene...

Bir hayvan bu kadar karizmatik olur mu yahu?! Resmen “Dünyanın sırrını çözdüm ne gerek var harekete aksiyona” diyor. Eve gidince benim kediyi karşıma alıp konuşmam şarttı! Oğlum bak iguananın bile bir ağırlığı var, sen hala kuyruğunu kovalayıp kıçını yalıyorsun. Az ağır ol bebeğim, az karizmatik ol!

Bütün gün iguanayı düşündüm. Nefes alan bir marul gibi, parlak renkli bir zerzevat. Et yemiyor düşünsene! Muhteşem! Çok değişikti çok. Acaba o da beni düşünmüş müdür?

Ps: I love you

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa

0 kişi yorum yaptı, acaba ne dedi?: