Bazı insanlarla ilişkilerimiz sümük gibi

By | Cumartesi, Temmuz 09, 2011 Yorum yap

 Evet, bildiğin sümük. Herkesin hayatında bir sümük var ama. İnanmıyorsan düşün, şimdi yoksa bile mutlaka olmuştur. Olmadıysa bekle, olacak.

Mesela Nar Suyu. Ofiste benim üstüm kendisi. Çokça kıçımı toplamışlığı vardır. Düz bir insandır. Düz derken, kötü manada değil. Mesela alengirli oyunlar oynamaz arkandan, kıskançlığı yoktur. O yüzden anlaşabildiğim nadir kadınlardan. Arada kapris yapar, umursamam. Sonra kendi kendine geçer kaprisi. Bazen ben gereksiz çıkışırım, o umursamaz. Ama ikimiz de insanlara pek tahammülü olmayan, özgürlüğüne aşırı düşkün tipleriz. O yüzden zamanında bana şu anki ilişkisinin bu şekilde olacağını söylese biri siktir oradan derdim. Ama iş öyle değil!

Sümüğüm akardı!

Bir sevgilisi var, ben ilk günden beri kendisine Meşe diyorum. Meşe diyorum ama benim şu meşhur eski sevgilimden odun olamaz. Misal bugün hastaydım, iki kez aradı. İyi misin, gelelim mi, doktora götürelim mi... Benim sevgili yaptığım adamlar son nefesini vermiyorsan nasıl olduğunu sormaz hastayken. Git kendi halinde öl bir kenarda. Neyse, Meşe'nin sorunu çok detaycı olması. Adam yeni alınan ütünün kutusundaki lekeye takıp iade etmeye gidebilen biri. Nar Suyu dağınıktır, evi pek düzenli olmaz. Meşe de aksine düzen hastası. Olur olmaz şeyden kavga edebiliyorlar. Ama ne kavga! Sevgilim bana öyle bağırsa sanırım sümüklerimi çeke çeke ağlarım, koşarım, giderim hemen oradan. O özgürlük düşkünü, içip gezmeyi seven Nar Suyu da bunu kabullendi! Önceleri dedim ki manyaklaşma, ayrıl bu heriften. Nefret ettim Meşe'den, sürekli bağırıyordu, ağlatıyordu Nar Suyu'nu. Telefonun şarjı bitti diye avaz avaz bağırıp olay çıkarır mısın? Meşe çıkarır. Üstelik beraberler, yani şarj bitti telefon kapalı kıza ulaşamadı gibi bir şey de yok. Ama zamanla baktım ki her ilişkinin kendine göre dinamikleri var.

Mesela Nar Suyu da benim eski sevgiliyi çok severdi, iyi anlaşırlardı. Ama artık çok kızıyor ona yaptıkları yüzünden. Ben bu kadar sorumsuz biriyle yapamazdım diyor. Düşünüyorum da, ben de bana bağırıp duran adamla yapamam. Yani her ilişkinin bir boktan yanı var.

Beni sen hasta ettin!

Ama dur, asıl mesele bu değil. Asıl mesele bu boktan yanına katlanamadığın halde ayrılamamak! Sanırım bir senedir milyonlarca kez ayrıldılar. Ama hep barıştılar sonunda. Sümüksü bir şey. Yapışıyor, çıkmıyor, kuruyup kalıyor. Nasılsa barışırlar diyor insanlar. İşte bu çok tehlikeli. Farkında değilsin ama yalama olmuş ilişki! Sümük gibi yapışmışsın ilişkine.

Mesela bu herkesin nefret ettiği eski sevgili. Kopamadık gitti. İnsan 3 ay önce ayrılır da her gün görüşür mü? Arada bir ben delirip "Tamam ya arama beni" diye kriz çıkarıyorum, birkaç gün konuşmuyoruz. Sonra hiçbir şey olmamış gibi devam... Bir sonu da yok bunun. Sevgili desem, değiliz. E arkadaş da değilim. Bak daha bugünkü konuşma şu:

Lustral: Hani haberlerde, filmlerde olur; yaşlı bir çift vardır evli. Ruh hastası olurlar zamanla bunlar, katlanamazlar birbirlerine. Sonra da hoop, birbirlerini keserler. Öyle olduk bence.
Sümük: Katılıyorum. Ama sen daha hastasın.
Lustral: Evet çünkü sen o kadar umursamazsın ki, tepki vermeye üşeniyorsun. Ben kendi kendime deliriyorum. Sen hasta ettin beni.
Sümük: Hiç de bile.

Hiç de bile mi? İşte çatlayasım geliyor orada. Sonra zaten bir yerde ben yine çıldırıyorum, arama beni rahat bırak diyorum. Artık o kadar yalama olduk ki, en son geçen akşam bana "Tamam şimdi aramam iki gün sonra ararım, biz yine konuşuruz eninde sonunda" dedi! “Bu ne güven” de diyemiyorsun. Çünkü hakikaten öyle oluyor. Bir de sinir bozucu adam. Ben resti çekiyorum mesela, ortalığı yıkıyor konuşmamız lazım diye. Zannedersin ki konuşmazsak dünyanın sonu gelecek, ya da ne bileyim Bülent Ersoy çıkıp memelerini gösterecek falan. Tamam diyorum, söyle. Tık yok! Konuşmuyor. Nasılsın, na’pıyosun, havalar nasıl... E hani konuşacaktık? Sıkışınca da "Ben kendimi senin kadar iyi ifade edemiyorum" diyor çıkıyor işin içinden. Eğer biraz daha zorlarsam karşı atağa geçiyor, "Tamam ya söyleyeceğim bir şey yok, konuşmayalım o zaman" diyor. Orada benim hamlem önemli. Mesela ben "İyi o zaman" dersem, birkaç gün sonra hiçbir şey olmamış gibi arayabilir. Ya da ne bileyim “zürafaların dili ne renkti” sorusu kadar anlamsız bir şey için… Yok, eğer ben ılımlı davranırsam, hemen kabarıyor beyefendi. ‘İşine gelirse’ havalarına giriyor. Ama bu kısır döngüyü kıramıyoruz. Zaten ortak geleceğimiz de yok ortak. Olamaz. Çünkü beyefendi planlarını çoktan yapmış. Bunu bile bile niye bu zorlama? Bilmiyorum.

Astrolojiye göre benim akrep onun koç burcu olması yüzünden,
Bir arkadaşıma göre birbirimize aşık olmamız yüzünden,
Başka bir arkadaşıma göre birbirimizi seviyor olmamız yüzünden,
Bir diğerine göre alışkanlık olduğu için,
Bana göre ikimiz de beyinsiz olduğumuz için
... sümük gibi yapıştık kaldık.

Sonraki Kayıt Ana Sayfa

0 kişi yorum yaptı, acaba ne dedi?: